Reklam için 0532 496 75 66
Yazı Detayı
12 Şubat 2021 - Cuma 16:39 Bu yazı 232 kez okundu
 
MARAŞ’IN KURTULUŞU
İzzettin Kanat
izettinkanat80@gmail.com
 
 

MARAŞ’IN KURTULUŞU

 

1789 tarihinde Fransa da gerçekleşen sanayi devrimi ile hayat standartları yükselen Avrupa devletlerinde ırkçılık hareketleri artmaya başladı.

Özellikle Fransa- İngiltere ve İtalya ticari yollar, madenler gibi yer altı ve yer üstü zenginlikleri elde etmenin yollarını aramaya başladılar. Üç kıta üzerine yayılmış Osmanlı devletini en büyük engel olarak görüyorlardı. Buradaki yaşayan milletlere ‘ırkçılık’ hastalığını bulaştırıp Osmanlı devletinden koparmanın yollarına giriştiler.

 

Avrupa’daki bu gelişmeye ayak uyduramayan Osmanlı devleti iç siyasetteki çalkantıların artmasıyla 20. Yüzyıla girildiğinde daha da zayıflamış, özellikle Rusların  ‘hasta adam’ yaftasına muhatap olmuştu. Adeta tükenme durumuna gelen Osmanlı devletinde- 1909 yılında 2. Abdülhamit Han’ı İttihat ve Terakki Cemiyeti darbeyle indirip yerine Mehmet Reşat’ı getirerek siyasi değişikliğe gittilerse de 1912 yılı itibariyle peş peşe Libya- balkan devletleri- Arabistan- Yemen- gibi birçok devletlerin bağımsızlık adı altında kışkırtılarak kopartılmasına engel olunamadı.

 

Hatta bu iktidar değişikliği 1914 yılında Osmanlı devletinin birinci dünya savaşına girmesinin yolunu da açıp- müttefikimiz olan Almanya- İtalya- Avusturya ve Macaristan’la beraber acı mağlubiyeti ve sonucu getirdi. Çanakkale’yi geçemeyen İngiliz ve Fransızların başını çektiği işgalci devletler yönünü Suriye- Filistin- Irak ve Arabistan üzerine yöneldiler.

 

Paylaşım sırası Anadolu topraklarına gelmişti. Önce İngilizlerin işgal ettiği Antep- Maraş ve Urfa da menfaatleri çerçevesinde Mondros Ateşkes Antlaşmanın hükümlerini uygulamaya başladılar.

Fransızlar- Mondros Ateşkes Antlaşmasının 7. Maddesine dayanarak 29 Ekim 1919 günü Antep’i, 1 Kasım 1919 günü de Maraş’ı İngiliz işgal kuvvetlerinden teslim aldılar.

Yerli Ermeniler- Fransız işgal kuvvetlerini bayraklarla- çiçeklerle, “Yaşasın Fransa, Yaşasın Ermenistan" Kahrolsun Türkler, kahrolsun Türklerin padişahı"” nümayişleriyle karşıladılar.

Karşılamanın daha coşkulu olmasını isteyen işgalciler Maraşlı Abdal Halil Ağa’ya haberci yolladıysa da Abdal Halil Ağa onlara, “Agop Ağa’ya söyle; Davulların kasnağını altınla dolduracak olsanız bile yine de bir tek davul, bir tek zurna göndermem" Bu bir din bahsidir, din kardaşlarımın bağrına çomağımı vuramam"” diyerek, Fransız ve Ermeni işgalcilerin teklifini reddetti.

Abdal Halil Ağa ve aşireti ekonomik olarak zor günler geçiriyor olmalarına rağmen Maraş’ın en zengin adamı olan Agop Hırlakyan’ın hatırı sayılır bir para ile yaptığı teklifi reddettiği haberi kısa süre içerisinde Maraş’ta yayıldı. Abdal Halil Ağa, Türk halkının büyük takdirini kazandı.

Zor şartlarda olmasına rağmen vatan sevgisiyle hareket eden Abdal Halil Ağa, Maraş Milli Mücadelesinin psikolojik safhasının ilk kahramanı oldu.

İmanın imkâna karşı galip geleceğinin ilk işareti olan bu olaydaki vakur duruşuyla Abdal Halil Ağa, tarihe geçti. Fransızlardan arka alan Ermeniler hamamdan çıkmakta olan kadınları gördüler. “Artık burası Türklerin değildir. Fransız memleketinde peçe ile gezilmez.” diyerek kadınların peçelerine el uzattılar. Onları kurtarmaya çalışan, Çakmakçı Sait adlı Maraşlıyı şehit edip, Gaffar Kabuloğlu Osman adındaki bir başka Maraşlıyı da yaraladılar.

 

Olaya şahitlik eden Sütçü İmam çekmecesindeki tabancasını alıp yetişti. Tereddüt etmeden birini orada öldürdü, diğeri de yaralı durumdaydı ve kısa süre sonra o da öldü. Sütçü İmam milli mücadelenin fitilini ateşlemişti.

Sonraki günlerde Sütçü İmam- Bertiz çetesine dâhil olup Maraş’ın kurtuluşu için savaşmaya devam etti. Anadolu’daki kurtuluş mücadelesinin ilk kıvılcımı olan bu olaydaki kahramanlığı ile Sütçü İmam’ın adı tarihe altın sayfalarına yazıldı. Ermeni ve Fransız işgalciler 27 Kasım 1919 gecesi Agop Hırlakyan’ın konağında bir kutlama balosu düzenlediler. Fransız komutan Andre’y, Hırlakyan’ın torunlarından Helena’ya dans etme teklifinde bulununca dansı kabul etmeyerek, “Çünkü kendimi hala esaret ve zillet içerisinde bir kadın olarak görüyorum.

 

Kalesinde Türk bayrağı dalgalanan bir memlekette Fransızların ya da Ermenilerin hâkim olduğuna inanmıyorum. Büz yüzden sizinle dans edemem.” dedi. Fransız Komutan Yüzbaşı Andre- hemen emir vererek kaledeki Türk bayrağının indirilip Fransız bayrağının asılmasını istedi ve az sonra gelen olumlu haberle eğlenmeye devam ettiler. 28 Kasım Cuma sabahı kalede Türk Bayrağının yerinde Fransız bayrağının dalgalandığını gören Maraşlılar- Avukat Mehmet Ali Kısakürek’in kaleme aldığı bildirinin neticesinde akın akın Ulucami önünde toplanmaya başladı. Halk- sanki bir işaret fişeği beklercesine kaynıyordu.

Cuma  namazı vaktinde halk Ulucami’yi doldurdu. İçerde yer kalmamış ve halk caminin bahçesine taşmıştı. Hutbeyi okumak için minbere çıkan Rıdvan Hoca; “Müslümanlar, bir beldede Cuma namazı kılmak için o beldenin hür olması gerekir. Eğer beldede hürriyet yoksa orada İslam sancağı dalgalanmıyorsa- namaz kılmak caiz değildir.” dedi.

Rıdvan Hoca’nın bu sözleri üzerine cemaat harekete geçti. Kaledeki Fransız askerlerini bertaraf edip Türk bayrağını tekrar göndere çekerek- bayrağın altında namazlarını kıldılar. Bu olaydan sonra hızlı bir teşkilatlanmaya gitme kararı alan Maraşlılar, Şeyh Ali Sezai Efendi’nin önderliğinde kısa süre içerisinde Maraş’ın hemen her mahallesinde örgütlenmeye başarıp başkanlığına Arslan Beyi seçtiler. Fransızların bazı mülki amirleri rehin almasının ardından Arslan Bey herkesi 22 gün 22 gece sürecek kurtuluş mücadelesine çağırdı. Yüzlerce şehit verilmesine rağmen- “Maraş Bize Mezar Olmadan Düşmana Gülzar Olmaz"” diyen Maraşlılar- düşmana teslim olmak yerine kendi evlerini yakarak yurtlarını düşmana dar ettiler.

Açlık ve soğuğa rağmen teslim olmayan Maraş halkı- “Ya İstiklal Ya Ölüm"” parolasıyla başlattığı kurtuluş mücadelesini 11 Şubat 1920 tarihinde gece saat 03.00 da itibaren dayanamayıp şehri gizlice terk eden Fransız ve Ermenilerin ayrılışından sonra kesinkes kazandı. Bunun üzerine TBMM- 5 Nisan 1925 tarihinde Maraş şehrine “İstiklal Madalyası” verdi. Daha sonra yine Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 7 Şubat 1973 tarihinde Maraş’a “KAHRAMAN” unvanını verdi. 12 Şubat 1920 Kahramanmaraş’ın kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.                                      

12.02.2021   İzzettin Kanat  

 
Etiketler: MARAŞ’IN, KURTULUŞU,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Şubat 2021
28 ŞUBAT DARBESİ
132 Okunma.
05 Şubat 2021
SİYASET VE DARBELER 2
235 Okunma.
27 Ocak 2021
DARBELER VE SİYASET
270 Okunma.
20 Ocak 2021
AH BİZ MÜSLÜMANLAR
450 Okunma.
13 Ocak 2021
ANTEP DESTANI
328 Okunma.
30 Aralık 2020
SARIKAMIŞ HAREKÂTI
401 Okunma.
23 Aralık 2020
AHMET NECİP FAZIL KISAKÜREK
436 Okunma.
16 Aralık 2020
MEHMET AKİF ERSOY KİMDİR?
457 Okunma.
09 Aralık 2020
MEVLANA CELALEDDİN İ RUMİ
419 Okunma.
02 Aralık 2020
RAHİME ONBAŞI
755 Okunma.
25 Kasım 2020
MUALLİM ÖĞRETMEN
587 Okunma.
18 Kasım 2020
SÜPER VALİ; RECEP YAZICIOĞLU
583 Okunma.
11 Kasım 2020
BİR GÜZEL VALİ HAZIM OKTAY BAŞER
825 Okunma.
04 Kasım 2020
OSMANLI SULTANLARI
645 Okunma.
28 Ekim 2020
NUSRET MAYIN GEMİSİ
627 Okunma.
22 Ekim 2020
ABDULVAHAP KOCAMAN
795 Okunma.
14 Ekim 2020
SEYİT ONBAŞI
792 Okunma.
07 Ekim 2020
Nene Hatun
911 Okunma.
30 Eylül 2020
HAYATTA KÜLTÜR VE KİMLİĞİMİZ
713 Okunma.
23 Eylül 2020
ŞERİFE BACI’NIN ŞEHİTLİK ÖYKÜSÜ
873 Okunma.
16 Eylül 2020
KARACAOĞLAN KİM?
831 Okunma.
09 Eylül 2020
NURDAĞI (Şiir)
872 Okunma.
02 Eylül 2020
YOZGAT’LI KINALI HASAN HİKÂYESİ
2508 Okunma.
26 Ağustos 2020
DADALOĞLU
1550 Okunma.
19 Ağustos 2020
EZİNELİ YAHYA ÇAVUŞ
1285 Okunma.
12 Ağustos 2020
FATİH SULTAN MEHMET HAN
1056 Okunma.
05 Ağustos 2020
KORONA VE KURBAN BAYRAMI
1173 Okunma.
29 Temmuz 2020
DÜNDEN BUGÜNE SOSYAL HAYAT
1081 Okunma.
22 Temmuz 2020
Yavuz Sultan Selim
1581 Okunma.
21 Temmuz 2020
TÜRKLER GELİYOR
1155 Okunma.
20 Temmuz 2020
Merhaba Sevgili Okurlarım
1080 Okunma.
Haber Yazılımı UA-170111180-1