Reklam için 0532 496 75 66
Yazı Detayı
14 Ekim 2020 - Çarşamba 10:59 Bu yazı 204 kez okundu
 
SEYİT ONBAŞI
İzzettin Kanat
izettinkanat80@gmail.com
 
 

SEYİT ONBAŞI

Seyit, 1889'da Balıkesir'e bağlı Havran ilçesinin Çamlık köyünde doğan gürbüz yapılı Yörük çocuğudur.

Seyit, 1909 yılında askere gider. Askere gittiğinde, cüsseli yapısından dolayı adına "Koca" lakabı da eklenir. Askerliğinin üçüncü yılındayken 1912'de Balkan Savaşı başlayınca birliğiyle birlikte savaşa katılır. Terhis edilmeden askerliğini Çanakkale'de topçu eri olarak sürdürür. Çanakkale Boğazı'nın Rumeli yakasında, Kilitbahir denilen mevkide 28'lik Mecidiye bataryasında kırk arkadaşıyla beraber vatan savunmasına katılırlar. 17 Mart 1915'te Çanakkale'deki bütün birliklerde İtilaf Devletleri'nin büyük bir hücuma geçeceği haberi alınır. Ertesi gün 18 Mart 1915'de önce Fransız daha sonra İngiliz zırhlıları Çanakkale boğazında Anadolu ve Rumeli kıyılarına bombardımana başlarlar.           

Ateş ve dumanlar göklere ulaşır. Bataryanın sağına soluna mermiler peş peşe düşmeye başlar. Durumun kritik oluşunu gören batarya komutanı, "Sığınağa" emrini verir. Fakat batarya erleri sığınağa ulaşamadan müthiş bir gürültü kopar, sanki yer yerinden oynar" Koca Seyit de o gürültüden sonrasını hatırlayamaz.

Fransız düşman gemilerinden, Guen Elizabet zırhlısından atılan bir mermi cephaneliğe isabet etmiş, cephanelik havaya uçmuş, bataryadaki erlerden on dördü hayatını kaybetmiş, yirmi dördü ise yaralanmıştı. Sadece Koca Seyit ile Ali isimli arkadaşı yara almadan kurtulmuştu.          

Sağlık erlerinin müdahalesiyle kendine gelen Koca Seyit gözlerini açınca etrafta şehit olan arkadaşlarının cesetlerini görür ve sağlıkçılardan, bataryada ikisinden başka kimsenin kalmadığını öğrenir- içi yanar" Bu afet sonunda top bataryalarından iki tanesinin toprağa gömülmüş vaziyette olduğunu- sadece bir tanesinin kullanılabilir halde olduğunu tespit eder ancak- onun da vincinin kırılmış olduğunu görür. Koca Seyit, bir denizde hâlâ ateş püsküren düşman zırhlısına, bir şehit düşen arkadaşlarına, bir de topa bakar ve her biri 215 okka (276 kilo) ağırlığındaki mermilere yönelir" Mermilere doğru yürürken en içten duygularıyla Allah’a dualar edip, imdat ister"       

Arkadaşı Niğdeli Ali şaşırır" Koca Seyit’in ne yapmak istediğini hemen anlar. Koca Seyit arkadaşına- "Yardım et de mermiyi yükleneyim"" diyerek adeta kükrer ve ardından, "Ya Allah"" diyerek koca mermiyi kavrar ve Niğdeli Ali'nin yardımıyla sırtlar... 276 kiloluk yüküyle 28'lik topun altı basamağını çıkar Koca Seyit. Mermiyi topun ağzına yerleştirmeyi başarır. Annesinin öğrettiği bütün duaları okuyarak topun namlusunu hala ateş kusmakta olan Ocean'ın üzerine çevirir ve “Bismillah"” diyerek topu ateşler…

Bu işlemi tam üç defa yapar. İki atışı isabet almaz ama üçüncü hedeftedir elhamdülillah" Gemi isabet almıştır. Az sonra dümeni bozulan İngiliz zırhlısı sürüklenerek önceden, Nusret Mayın Gemimizin döşediği mayına çarparak (Ocean) boğazın dibini boylar.

Büyük bir hayret ve şaşkınlıkla zırhlının vuruluşunu izleyen batarya komutanı Yüzbaşı Hilmi Bey- derhal Mecidiye bataryasına koşar ve topu Koca Seyit'le arkadaşının ateşlediğini öğrenir. Sevinç ve gururla hemen oracıkta onbaşı rütbesini takar Koca Seyit'e. Artık kendisine çift tayın verilir ama o bunu iki günden fazla kabul etmez. Daha sonra komutanı Yüzbaşı Hilmi Beyin- "Seyit bunu nasıl yaptın?" sualine ise şu cevabı veriyordu Seyit Onbaşı: "Cenab!ı Hakk’ın yardımıyla komutanım""  Çanakkale’yi denizden geçemeyeceğini anlayan düşmanlar kalan gemilerini çekerler.  Ve Onbaşı'nın fotoğrafını çekmek için fotoğrafçılar gelir. Sırtında silah- elinde büyük mermiyle çekilecek bir fotoğraftan daha etkili ne olabilirdi ki? Fakat Koca Seyid top mermisini kaldıramaz. "Bu koşullarda mümkün değil- Bir daha İngilizler saldırırsa..." der. Ne var ki- açıklama fotoğraf sorununu çözmez. Boş- daha küçük mermiler denenir yine olmaz. En sonunda- tahtadan yapılmış maket bir mermiyle fotoğraf çekilir. Fotoğraf gazetelerde yayımlanır. Artık herkes Koca Seyit'i tanıyordu.         

 Koca Seyit- 1909 yılında gittiği askerlik görevinde 1918'de terhis olur, köyüne döner. Çanakkale’den Havran köyüne kadar 145 km. mesafeyi 13 günde yürüyerek gelir. Geldiğinde evine giremez. Askere gitmeden önce evlenmişti Koca Seyit.  Çünkü dokuz sene önce evinden ayrılmış olduğundan- onu ölmüş biliyor olabilirlerdi- hatta eşi başkasıyla evlenmiş de olabilirdi. Akşamdan geldiği köyüne sabaha kadar giremez. Sabah erkenden koyunlarını yayılıma çıkaran bir akrabasıyla karşılaşır. Seyit’i tanımaz. Seyit kendini tanıtır. Akrabası; “Biz seni öldü biliyorduk"” der. “Hanımım duruyor mu?” diye sorar akrabasına. “Evet duruyor. Bir kız çocuğun var. Onları korkutursun- haberli git ki korkmasınlar.” der. Evinin kapısına gelir, hanımının ismiyle seslenir. Sekiz yaşlarında bir kız çocuğu kapıya çıkar ve kendisini görünce hemen içeri kaçar ve annesine- “Kapıda sakallı biri var- korktum.” demesiyle annesi dışarı çıkar, bakınca tanır kocasını" Heyecanlı ve gözyaşları arasında kızına da “Korkma kızım o senin baban.” der. Kızıyla böyle tanışır Koca Onbaşı Seyit. Seyit 26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruza da katılır- vücudu iki yerden yara alır. Zaferi hastanede öğrenir ve tekrar köyüne döner. Yıllar sonra Gazi Mustafa Kemal Paşa Havrana gelir ve Seyit onbaşıyı sorar.  Jandarmalar gider manastır köyünde bulurlar Seyit onbaşıyı ve ertesi sabah nahiyeye gelirler. Nahiye müdürü kendi kıyafetlerini giydirir Seyit onbaşıya. Gazi Mustafa Kemal Paşa kendisine maaş bağlamayı teklif eder ama o kabul etmez. Sadece ormancıların kendisine dokunmamalarını- baltasını almamalarını kömür yapıp satarak evine bakmak istediğini söyler. İsteğini nahiye müdürüne talimat olarak verir Kemal Paşa. Ancak- iki yıl sonra nahiye müdürü değişince bu işi yapamaz. Bir fabrikada hamallığa başlar ancak 39 yaşındayken zatürreye yakalanır.  Madalyası bile yoktur. "Müracaat et sana madalya versinler, maaş bağlasınlar." diyenlere, "Biz madalya için, maaş için dövüşmedik"" diyerek önerileri reddeder. Aralık 1939'da köyünde 50 yaşında vefat eder.     

Mekânın Cennet Olsun Yiğidim.                                                                                                           

14.10.2020! İzzettin Kanat.  

 
Etiketler: SEYİT, ONBAŞI,
Yorumlar
Haber Yazılımı