Reklam için 0532 496 75 66
Yazı Detayı
05 Eylül 2020 - Cumartesi 12:49 Bu yazı 341 kez okundu
 
ZIMN – ZIMNÎ – ZIMNEN
Nazım Günay
 
 

ZIMN – ZIMNÎ – ZIMNEN

Zımnî kelimesi için sözlüklere baktığımızda: İçinde saklı olarak, kapalı, gizli gibi açıklamalar bulursunuz. Ben bir de şöyle açıklayayım: Bir konuyu anlatırken içinde yatan ikinci ya da daha fazla anlamlar…

Sözlüklerde her ne kadar “kapalı olarak söylenen, gizli, içerik, maksat, gaye” anlamını verseler de her zaman o şekilde kullanılmaz. Bu yüzden bir açıklama da ben getirdim.

Bazen birine sorarsınız: “Sedatçığım sen hiç Konya’ya gittin mi?”
Sedat bize “evet” ya da “hayır” demiyor da “İki sene önce okulla gitmiştik” cevabını veriyor. Şimdi biz Sedat’tan evet cevabı almış olduk ama bu arada Sedat’ın okulunun, iki yıl önce bir Konya gezisi düzenlediğini de öğrenmiş olduk. İşte bu bilgiyi zımnen öğrenmiş olduk. 
Bir avukata sorarız: Bizde şöyle bir kanun var mıdır? “Direkt olarak yok ama zımnan var” der.

“Gök girsin kızıl çıksın!”

Türklerde eski bir yemin şeklidir. Bu yeminde ne demek istiyor? “Eğer ben bu söylediğimi yapmazsam kılıç, benim vücuduma mavi girsin; kırmızı çıksın.” Bu sözden bir bilgi ediniyoruz; o da şu: Kılıcın iyisi yani suyu iyi verilmiş kılıcın rengi maviye çalar. Bu sözden, Türklerin çeliğe iyi su verdiğini ve çok kaliteli çelik yaptıklarını öğrenmiş oluyoruz.

“Kirpiyi yakalamadan tuz mu öğütüyorsun?”  

Bu sözden de zımnen öğrendiklerimiz var: 
Bazı topluluklar kirpi eti yerler. Bizde de halk arasında, altını ıslatan çocuklara kirpi eti yedirirsen geçer inanışı vardır. Bu sözden ilk öğrendiğimiz, kirpiyi kolay yüzmek için de tuz gerekirmiş. 

İkincisi: Eskiden tuz, şimdiki gibi toz halinde değil, limon tuzu gibi topak olurmuş. Evlerde mini bir değirmen olurdu. 50 cm kadar çapında üst üste iki taş olurdu; üstteki taşın bir yerinde de ahşap bir kol olurdu. O kol elle çevrilerek bir şeyler övütülürdü. Yani tuzu topak halde alıp evde öğütürlermiş.

“Bir it bir deriyi nasıl olsa sürür”

Ben bu sözü duyuncaya kadar köpeğin deriyi çok sevdiğini bilmezdim. İki kişi konuşurken duydum. Bir kadının kocası ölmüş, “Zavallı kadın üç çocukla ne yapar şimdi?” diyen kişiye karşıdaki: “Bir it bir deriyi nasıl olsa sürükler” Yani o kadın ne yapar eder o çocukları büyütür. Öğrendiğimiz bilgi: Köpek deriyi çok sever.

“Üç bıçağı biz ettik”

Kadına sormuşlar: “Teyze kaç yaşındasın?” 
Teyze, “Ne bileyim yavrum, üç bıçağı biz ettik” demiş.
 Biz: Katı bir şeyi dikerken iğne geçirilecek yeri delmek için kullanılan çelikten yapılmış sivri uçlu ve ağaç saplı alet, tığ. 
Bu sözden ne öğreniyoruz? 
Eskiden ev hanımları ekmek için ayrı, et için ayrı, meyve ve sebze için ayrı bıçak kullanmazlarmış. Her şey için tek bıçak kullanırlarmış. Tabii yıllar geçtikçe bıçak küçülüyor. O kadar küçülüyor ki bıçağın sapının ucunda küçük ve ince bir metal parçası kalıyor. Biz ucu gibi… Bir bıçak kaç yılda bu hale gelir? Ben diyeyim 25 yılda; siz deyin 30 yılda…

Teyzemiz üç bıçağı biz haline getirdiğine göre yaşını da tahmin edersiniz artık. Bütün insanlar elindeki eşyayı bu şekilde kullansa sanırım ekonomi bile düzelir. 

Nazım GÜNAY
Em. Edebiyat Öğretmeni

 
Etiketler: ZIMN, –, ZIMNÎ, –, ZIMNEN,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı