Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
İzzettin Kanat
Köşe Yazarı
İzzettin Kanat
 

KORONA VE BOZULAN EKONOMİLER

  Çin’in Vuhan şehrinden laboratuvar ortamında kazaen elde kaçırıldığı söylenen Covit-19 virüsü, orada duramayıp aylar içerisinde dünyaya yayılmasından bu tarafa dünya üzerinde hiçbir şey eskisi gibi olmadı-olamadı. Üzerinden iki yılı aşkın bir zaman geçmesine ve o kadar ilerlemiş tıbbı cihazlara ve laboratuvarlara rağmen hala bir tedavi edici ilacı da bulunamamıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) izin verdiği 5-6 çeşit aşının dışında maalesef bu afetle mücadele yolu gözükmemektedir. Maske, mesafe ve temizlik bir yere kadar götürse de bu iki yıllık sürede 400 milyonu aşkın kişi virüse yakalanmış ve bunlardan 5 milyon sekiz yüz bini vefat etmiştir. Vefat sayılarının başını çeken ilk beş ülke şu şekildedir; ABD         = 911 bin vefat. Hindistan= 507 bin vefat. Brezilya   = 635 bin vefat İngiltere  = 159 bin vefat. Fransa     = 135 bin vefat. Türkiye ise birçok nüfusu büyük ve gelişmiş ülkelere göre iyi denebilecek durumdadır. 12 milyonun üzerinde kişi virüse yakalanırken, 89.500 kişi vefat etmiştir. Diğer ülkelerle kıyas ettiğimizde, vefat sayısının azlığındaki en büyük etkenlerden birincisinin, sağlık sistemimizin çok iyi durumda oluşu ve dünyada üretilen aşılara erken ulaşılmış olduğu şeklinde görülmektedir. Bu iki yıllık Coronalı süreye hazırlıksız ve deneyimsiz yakalanan dünya devletlerinde ekonomik daralmalar baş göstermeye başladı. Turizm, sanayi, tarım, hizmet sektörleri vs. hemen her dal da aşırı daralmalar oluştu. Dünyada, ham madde, mamul ve yarı mamul ve tüm ihtiyaç ürünlerinde tedarik sıkıntıları adeta hortladı. Bu da tüm dünya ülkelerinde ekonomik daralmalar, yüksek enflasyon, yüksek faiz, cari açık, ürünlere aşırı zam yapmalar gibi sonuçları ortaya çıkardı. Bazı ülkelerde ise bu durum, karıştırıcı guruplar ve merkezler tarafından, sıkıntıyı sadece kendi ülkelerindeymiş gibi gösterip, halkın ayaklanmaları istendi. Maalesef bu karıştırıcı guruplar bazı ülkelerde başarılı da oldular. Dünyanın, emperyalist süper gücü Amerika’da bile enflasyon tarihinin rekorunu kırarak %7,5’e dayanmış durumdadır. Çareyi, petrol ve gıda ürünlerine %50’lere varan zamlar uygulamakta buldular. Ülkemiz de kalkınmakta olan ülkeler içerisinde olduğundan, son yıllardaki büyüme hızı bakımından dünyada ilk 3.lük, 5.lik sıralamasına rağmen zorluklar yaşanmaktadır. Özellikle dolar ve avronun aşırı yükselmesi, ithalat yönünde sıkıntı oluştururken, iç piyasadaki bazı ürünlerin de %300 oranında zamlanmasına neden olmuştur. Yıllık enflasyon %48’i, faizler ise %15’i bulmuş durumdadır. Asgari ücret yıllık %53 artırılırken, devlet kendi vergilerine %25 uygulama kararı aldı. Her ne kadar dengeli olmasa da çalışan ve emekli memurlara ilk 6 aylık %31, çalışan işçilere %28,5, emekli SSK’lılara %25,5 olmak üzere maaş zamları yapıldı. Bu durum biraz rahatlatmış olsa da mazot ve benzin %150, doğalgaz ise evlerde kullanılan %25, ticarethanelere %50, elektrik ise ticarethane ve imalathanelerde ortalama %125, evlerde ise kademeli olsa da %50 ile %125 aralıklarında zamlar yapıldı. Halktan ve kuruluşlardan gelen büyük tepkilere karşın, enerji bakanlığı elektrikler noktasında bir çalışma daha yapacaklarını söyledi ama nasıl olacağı hakkında henüz açıklanmış bir durum yok. Hükümetimizin, “Türkiye Modeli Ekonomik Sistemi” uygulamasıyla olumsuzlukları rayına koyma yolunda şu ana kadar başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Dolar, avro ve altında bir sabitlik görülmektedir. Maliye bakanımız Sn. Nurettin Nebati Bey, yurt içi ve yurt dışındaki ekonomist ve iş çevrelerine yeni model hakkında bilgilendirme toplantılarına durmaksızın devam etmektedir…  Tüm dünya devletleri Covit- 19 belasının açtığı bu yaraya çareler ararken, şimdi bir de Ukrayna ve Rusya gerilimi ortaya çıkmış durumdadır. Savaş her an kapıdadır. “Savaş çıksa da kasalarımızı paralarla doldursak” diye düşünen azınlık bir cani gurubun karşısında, Türkiye gibi sağduyulu davranıp, iki tarafı barıştırma yönünde çaba sarf eden dünya liderleri de yok değil. Olası bir savaş çıkmaması noktasında Cumhurbaşkanımız Sn. R. Tayyip Erdoğan Ukrayna’ya gitti geldi. Önümüzdeki günlerde ise ya Rusya lideri Putin Türkiye’ye gelecek ya da Cumhurbaşkanımız Rusya’ya gidecek. Yanı başımızda bir savaş çıkması bize bir şey kazandırmaz, kaybettirir. Ayrıca, savaşan taraflara da bir şey kazandırmayacaktır. Hem bu savaş iki ülkenin savaşı olmaktan öteye geçecek gibi. Belki de 3. Dünya savaşının kapılarını aralayacak ve milyonlarca insanın canına mal olacaktır. Rabbim, bunca sıkıntılarda önce devletimizi, akabinde mazlum milletleri ve dünyamızı bir an evvel kurtarsın inşallah. Allah’a emanet olun. 11.02.2022 – İzzettin Kanat.        
Ekleme Tarihi: 13 Şubat 2022 - Pazar

KORONA VE BOZULAN EKONOMİLER

 

Çin’in Vuhan şehrinden laboratuvar ortamında kazaen elde kaçırıldığı söylenen Covit-19 virüsü, orada duramayıp aylar içerisinde dünyaya yayılmasından bu tarafa dünya üzerinde hiçbir şey eskisi gibi olmadı-olamadı.

Üzerinden iki yılı aşkın bir zaman geçmesine ve o kadar ilerlemiş tıbbı cihazlara ve laboratuvarlara rağmen hala bir tedavi edici ilacı da bulunamamıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) izin verdiği 5-6 çeşit aşının dışında maalesef bu afetle mücadele yolu gözükmemektedir. Maske, mesafe ve temizlik bir yere kadar götürse de bu iki yıllık sürede 400 milyonu aşkın kişi virüse yakalanmış ve bunlardan 5 milyon sekiz yüz bini vefat etmiştir. Vefat sayılarının başını çeken ilk beş ülke şu şekildedir;

ABD         = 911 bin vefat.

Hindistan= 507 bin vefat.

Brezilya   = 635 bin vefat

İngiltere  = 159 bin vefat.

Fransa     = 135 bin vefat.

Türkiye ise birçok nüfusu büyük ve gelişmiş ülkelere göre iyi denebilecek durumdadır. 12 milyonun üzerinde kişi virüse yakalanırken, 89.500 kişi vefat etmiştir. Diğer ülkelerle kıyas ettiğimizde, vefat sayısının azlığındaki en büyük etkenlerden birincisinin, sağlık sistemimizin çok iyi durumda oluşu ve dünyada üretilen aşılara erken ulaşılmış olduğu şeklinde görülmektedir.

Bu iki yıllık Coronalı süreye hazırlıksız ve deneyimsiz yakalanan dünya devletlerinde ekonomik daralmalar baş göstermeye başladı. Turizm, sanayi, tarım, hizmet sektörleri vs. hemen her dal da aşırı daralmalar oluştu. Dünyada, ham madde, mamul ve yarı mamul ve tüm ihtiyaç ürünlerinde tedarik sıkıntıları adeta hortladı.

Bu da tüm dünya ülkelerinde ekonomik daralmalar, yüksek enflasyon, yüksek faiz, cari açık, ürünlere aşırı zam yapmalar gibi sonuçları ortaya çıkardı. Bazı ülkelerde ise bu durum, karıştırıcı guruplar ve merkezler tarafından, sıkıntıyı sadece kendi ülkelerindeymiş gibi gösterip, halkın ayaklanmaları istendi. Maalesef bu karıştırıcı guruplar bazı ülkelerde başarılı da oldular.

Dünyanın, emperyalist süper gücü Amerika’da bile enflasyon tarihinin rekorunu kırarak %7,5’e dayanmış durumdadır. Çareyi, petrol ve gıda ürünlerine %50’lere varan zamlar uygulamakta buldular.

Ülkemiz de kalkınmakta olan ülkeler içerisinde olduğundan, son yıllardaki büyüme hızı bakımından dünyada ilk 3.lük, 5.lik sıralamasına rağmen zorluklar yaşanmaktadır. Özellikle dolar ve avronun aşırı yükselmesi, ithalat yönünde sıkıntı oluştururken, iç piyasadaki bazı ürünlerin de %300 oranında zamlanmasına neden olmuştur. Yıllık enflasyon %48’i, faizler ise %15’i bulmuş durumdadır.

Asgari ücret yıllık %53 artırılırken, devlet kendi vergilerine %25 uygulama kararı aldı. Her ne kadar dengeli olmasa da çalışan ve emekli memurlara ilk 6 aylık %31, çalışan işçilere %28,5, emekli SSK’lılara %25,5 olmak üzere maaş zamları yapıldı.

Bu durum biraz rahatlatmış olsa da mazot ve benzin %150, doğalgaz ise evlerde kullanılan %25, ticarethanelere %50, elektrik ise ticarethane ve imalathanelerde ortalama %125, evlerde ise kademeli olsa da %50 ile %125 aralıklarında zamlar yapıldı. Halktan ve kuruluşlardan gelen büyük tepkilere karşın, enerji bakanlığı elektrikler noktasında bir çalışma daha yapacaklarını söyledi ama nasıl olacağı hakkında henüz açıklanmış bir durum yok.

Hükümetimizin, “Türkiye Modeli Ekonomik Sistemi” uygulamasıyla olumsuzlukları rayına koyma yolunda şu ana kadar başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Dolar, avro ve altında bir sabitlik görülmektedir. Maliye bakanımız Sn. Nurettin Nebati Bey, yurt içi ve yurt dışındaki ekonomist ve iş çevrelerine yeni model hakkında bilgilendirme toplantılarına durmaksızın devam etmektedir… 

Tüm dünya devletleri Covit- 19 belasının açtığı bu yaraya çareler ararken, şimdi bir de Ukrayna ve Rusya gerilimi ortaya çıkmış durumdadır. Savaş her an kapıdadır. “Savaş çıksa da kasalarımızı paralarla doldursak” diye düşünen azınlık bir cani gurubun karşısında, Türkiye gibi sağduyulu davranıp, iki tarafı barıştırma yönünde çaba sarf eden dünya liderleri de yok değil. Olası bir savaş çıkmaması noktasında Cumhurbaşkanımız Sn. R. Tayyip Erdoğan Ukrayna’ya gitti geldi. Önümüzdeki günlerde ise ya Rusya lideri Putin Türkiye’ye gelecek ya da Cumhurbaşkanımız Rusya’ya gidecek. Yanı başımızda bir savaş çıkması bize bir şey kazandırmaz, kaybettirir. Ayrıca, savaşan taraflara da bir şey kazandırmayacaktır. Hem bu savaş iki ülkenin savaşı olmaktan öteye geçecek gibi. Belki de 3. Dünya savaşının kapılarını aralayacak ve milyonlarca insanın canına mal olacaktır.

Rabbim, bunca sıkıntılarda önce devletimizi, akabinde mazlum milletleri ve dünyamızı bir an evvel kurtarsın inşallah. Allah’a emanet olun.

11.02.2022 – İzzettin Kanat.        

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve eldedemokrasi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.