Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
İzzettin Kanat
Köşe Yazarı
İzzettin Kanat
 

OSMANLIDA HUZUR DERSLERİ

Ecdadımız ilmi münazaralara önem verirdi. İlk öğretim zamanlarından itibaren öğrenciler guruplar halinde münazara adı altında fikirlerini yarıştırırlardı. Sadece öğrencilerle kalmayıp en üst seviyedeki alimler arasında da bu münazaralar devam etmiştir. Osmanlıda bu durumu önemseyen padişahlarımızdan bazıları daha ileri gidip, ders olarak yapılmasını sağlamışlardır. Osmanlı Devleti’nde, padişahın huzurunda ilim adamlarınca yapılan dersler halini alıp, adına da “Huzur-u Hümayun” dersleri denmiştir. Osmanlı padişahları bazı zamanlar alimlerden ileri gelenleri saraya davet ederek istişare yapıp, herhangi bir konuda onların ilmi görüşlerini dinleyip istifade ederlermiş. Padişah huzurunda yapılan bu mütalaalarda dini konuların yanında, ilimler ve edebi konular konuşulur, ilmi müzakereler yapılırdı. Bu derslerin ilk başlangıcının hangi tarihler olduğu tam olarak bilinmemektedir ama Osman Gazi’ye kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Huzur derslerinin Ramazan-ı şerif ayında yapılanları meşhurdur. Dersler soru – cevap ve münazara şeklinde devam ederdi. Osmanlı padişahları huzur derslerine önem vermekle, ilmi teşvik ve alimleri taltif etmişlerdir. Padişah huzurunda Ramazan ayı dışında da ilmi münazaralar yapılmıştır. 4. Mehmet Han, Münkarizade Yahya Efendi’yi huzuruna davet edip, akşam ile yatsı arasındaki derslerini takip etmiştir. Sultan 3. Mustafa Han, 1759 tarihinde çıkardığı bir kanunla, “Huzur dersi” adı altında Ramazan-ı şerifin birinden onuncu gününe kadar devam eden bu dersi uygulamaya koymuştur. Onuncu günü olan ders, saray kütüphane hocası riyasetinde yapılır, muhatapların sual ve itirazlarına hoca cevap verir, bu suretle ders ilmi bir şekilde yapılmış olurdu. 2. Abdülhamid Han zamanında huzur dersleri Ramazan’da Yıldız’daki Çit Kasrı’nda, ikindi namazından sonra haftada iki gün üzerinden ayda sekiz gün üzerinden yapılmaya başlandı. Padişah yüksekçe bir mindere diz çökmüş vaziyette oturur, karşısında ise önlerinde rahleleriyle hoca ve muhataplar yer alır, derse başlarlardı. Huzur derslerine saray erkanının büyükleri ile hariçten davet edilen bazı devlet adamları da katılırlardı. Huzur dersleri, Osmanlı devleti ve hilafetinin ilgasına (ortadan kaldırılması) dair 3 Mart 1924 tarihli kanunla sona erdirildi. Son huzur dersi, Halife Abdülmecid Efendi zamanında ve 1923 Ramazan’ında yapılmıştır. Cumhuriyet dönemiyle birlikte birçok olumlu alışkanlıklarımızı da kaybettik. Adeta köklerimizden kopartılırmışçasına dini ve kültürel değerlerimize savaş açıldı. Üst üste yapılan devrimler ve Avrupa’dan getirilen Hristiyan kanunlarıyla yeni ve dinsiz bir millet yetiştirilmek istendi. Onların bir hesabı varsa Yüce Allah’ımızın da bir hesabı vardı ve onlar bunu bilemezlerdi. Arada geçen yüz yıllık sürede bu aziz ve kahraman millet adeta küllerinden yeniden doğdu. İlmi, siyasi, iktisadi, savunma, hasılı tüm alanlarda dünyaya örnek teşkil edecek gelişmeler gösterdi. İçimizde az da olsa hala varlığını devam ettiren batı hayranı ve maneviyat düşmanı kesimler, şeytani fikirleriyle tekrardan gücü ellerine alabilmenin hesaplarını yapmaktadırlar. Allah (cc) onlara asla fırsat vermesin. Kendi yolunda ilerleyen, “Büyük ve Lider Ülke Türkiye” hedeflerimizi sürdürecek kadroları güçlü ve muktedir eylesin. Bu duygu ve düşünceler ışığında, Ramazan-ı şerifleriniz, Leyle-i Kadir geceniz ve akabinde Ramazan Bayramınızı en içten duygularımla kutluyorum. Allah’a emanet olunuz.                                                                 Kaynak: Osmanlı Kültür ve Medeniyeti-2                     İzzettin Kanat
Ekleme Tarihi: 24 Nisan 2022 - Pazar

OSMANLIDA HUZUR DERSLERİ

Ecdadımız ilmi münazaralara önem verirdi. İlk öğretim zamanlarından itibaren öğrenciler guruplar halinde münazara adı altında fikirlerini yarıştırırlardı. Sadece öğrencilerle kalmayıp en üst seviyedeki alimler arasında da bu münazaralar devam etmiştir. Osmanlıda bu durumu önemseyen padişahlarımızdan bazıları daha ileri gidip, ders olarak yapılmasını sağlamışlardır.

Osmanlı Devleti’nde, padişahın huzurunda ilim adamlarınca yapılan dersler halini alıp, adına da “Huzur-u Hümayun” dersleri denmiştir. Osmanlı padişahları bazı zamanlar alimlerden ileri gelenleri saraya davet ederek istişare yapıp, herhangi bir konuda onların ilmi görüşlerini dinleyip istifade ederlermiş.

Padişah huzurunda yapılan bu mütalaalarda dini konuların yanında, ilimler ve edebi konular konuşulur, ilmi müzakereler yapılırdı. Bu derslerin ilk başlangıcının hangi tarihler olduğu tam olarak bilinmemektedir ama Osman Gazi’ye kadar uzandığı anlaşılmaktadır.

Huzur derslerinin Ramazan-ı şerif ayında yapılanları meşhurdur. Dersler soru – cevap ve münazara şeklinde devam ederdi. Osmanlı padişahları huzur derslerine önem vermekle, ilmi teşvik ve alimleri taltif etmişlerdir.

Padişah huzurunda Ramazan ayı dışında da ilmi münazaralar yapılmıştır. 4. Mehmet Han, Münkarizade Yahya Efendi’yi huzuruna davet edip, akşam ile yatsı arasındaki derslerini takip etmiştir. Sultan 3. Mustafa Han, 1759 tarihinde çıkardığı bir kanunla, “Huzur dersi” adı altında Ramazan-ı şerifin birinden onuncu gününe kadar devam eden bu dersi uygulamaya koymuştur. Onuncu günü olan ders, saray kütüphane hocası riyasetinde yapılır, muhatapların sual ve itirazlarına hoca cevap verir, bu suretle ders ilmi bir şekilde yapılmış olurdu.

2. Abdülhamid Han zamanında huzur dersleri Ramazan’da Yıldız’daki Çit Kasrı’nda, ikindi namazından sonra haftada iki gün üzerinden ayda sekiz gün üzerinden yapılmaya başlandı. Padişah yüksekçe bir mindere diz çökmüş vaziyette oturur, karşısında ise önlerinde rahleleriyle hoca ve muhataplar yer alır, derse başlarlardı. Huzur derslerine saray erkanının büyükleri ile hariçten davet edilen bazı devlet adamları da katılırlardı.

Huzur dersleri, Osmanlı devleti ve hilafetinin ilgasına (ortadan kaldırılması) dair 3 Mart 1924 tarihli kanunla sona erdirildi. Son huzur dersi, Halife Abdülmecid Efendi zamanında ve 1923 Ramazan’ında yapılmıştır.

Cumhuriyet dönemiyle birlikte birçok olumlu alışkanlıklarımızı da kaybettik. Adeta köklerimizden kopartılırmışçasına dini ve kültürel değerlerimize savaş açıldı. Üst üste yapılan devrimler ve Avrupa’dan getirilen Hristiyan kanunlarıyla yeni ve dinsiz bir millet yetiştirilmek istendi. Onların bir hesabı varsa Yüce Allah’ımızın da bir hesabı vardı ve onlar bunu bilemezlerdi.

Arada geçen yüz yıllık sürede bu aziz ve kahraman millet adeta küllerinden yeniden doğdu. İlmi, siyasi, iktisadi, savunma, hasılı tüm alanlarda dünyaya örnek teşkil edecek gelişmeler gösterdi. İçimizde az da olsa hala varlığını devam ettiren batı hayranı ve maneviyat düşmanı kesimler, şeytani fikirleriyle tekrardan gücü ellerine alabilmenin hesaplarını yapmaktadırlar. Allah (cc) onlara asla fırsat vermesin.

Kendi yolunda ilerleyen, “Büyük ve Lider Ülke Türkiye” hedeflerimizi sürdürecek kadroları güçlü ve muktedir eylesin. Bu duygu ve düşünceler ışığında, Ramazan-ı şerifleriniz, Leyle-i Kadir geceniz ve akabinde Ramazan Bayramınızı en içten duygularımla kutluyorum. Allah’a emanet olunuz.   

                                                            

Kaynak: Osmanlı Kültür ve Medeniyeti-2

                    İzzettin Kanat

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve eldedemokrasi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.